İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Burak Deniz anlattı

Yarım Kalan Aşklar’ı duymuştum ve heyecan verici olduğunu düşünmüştüm; sonrasında çok şükür iş yavaş yavaş bana geldi… Benim ona, onun da bana ne yapacağımızı merak ettim. Heyecan ve korkuyla karışık bir duygu. Aşk gibi…”

“Ozan idealist, tuttuğunu koparan bir gazeteci. Yine bir olayın üzerine giderken ölüyor ve sürpriz bir bedende yeniden hayat buluyor. Kimseyle paylaşamıyor gerçeği ama halletmesi gereken oldukça fazla şey var. Daha fazla spoiler veremem. Oldukça etkili bir senaryosu var; mutlaka izleyin ve görün.”

“Çok değerli yazar Hasan Ali Toptaş’ı yeni okuma fırsatı buldum ve çok sevdim. Daha önce izlememiştim ve herkesin “hayatımın dizisi” dediği, BluTV’de yayınlanan Six Feet Under’a başladım, etkilendikçe işin senaristi Alan Ball’a yakından bakmaya başladım.”

İşte Burak Deniz röportajı:

Bizim Hikaye dizisinden sonra yeni projesini merakla beklediğimiz oyunculardan biri Burak Deniz. Çok yakında BluTV’de yayınlanacak Yarım Kalan Aşklar adlı dizide Dilan Çiçek Deniz’le başrolü paylaşıyor. Lifepark’ta fotoğraf çekimi için buluştuğumuz Burak Deniz’le “yeni normal”de başlayan set günlerini, heyecanla yer aldığı yeni dizisini ve karakterini konuştuk. Fotoğraflar Ozan Balta tarafından Xiaomi Red Mi Note 9 ile çekildi.

Mart ayından beri, biz de tüm dünya gibi pandemi sürecinden geçiyoruz. Öncelikle nasıl geçirdiniz pandemi sürecini, neler yaptınız, neler keşfettiniz?

Evden çıkmadığım bir dönemdi. Karantina sürecim okunacak/izlenecekler listemi azaltmak ve elimden geldiğince az yemeğe çalışarak geçti. Pek sıkılmadım diyebilirim. Bir ara arkadaşımla “yahu bütün o giyim kuşam, mesleki dertler, takıldığımız insan ilişkileri nasıl da anlamını yitirmedi mi?” üzerine sohbet ettiğimizi hatırlıyorum.

“Yeni normal”e dönüldükten sonra sete girdiniz. İlk günlerde bir tedirginlik hissettiniz mi? Ya da aylar sonra eskiden yaptığımız şeyleri yaptığımızda pandemi dönemini de unutuyoruz aslında, doğamız gereği eskisi gibi hareket ediyoruz ama artık bazı kurallara uymak zorundayız. İlk günler böyle bir ikilem içinde kaldınız mı? En zorlandığınız şey ne oldu tekrar çalışmaya başladığınızda?

Kendi adıma (ilk defa bir pandemiyle karşılaştıgım gerçeği dışında) çok endişeye kapılmamaya çalıştım. Paranoya yaratmak yerine yeterli oranda temkinli davranarak, elimden geldiğince uzmanların söylediklerine bağlı kaldım. Sete başlayınca alınan tedbirler açısından yapım firmasına güvendiğimden ve işimin zihnimde daha ön planda olması diken üstündeki psikolojimi sakinleştirdi.

Pek çok proje geliyor önünüze, nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz bir oyuncu olarak, projeleri okurken, kabul etme ya da reddetme aşamasına ilerlerken nelere dikkat ediyorsunuz özellikle? Üretimin ve tüketimin çok hızlandığı bir dünyada, içinde yer aldığınız projeler, sonraki yılları da belirliyor muhtemelen…

Çok haklısın. Ben şuna inanıyorum, iş seni seçer sen işi değil. Birçok proje geliyor, tabii ki ekibimle beraber yaptığımız bir ön elemeden sonra son iki projeye kadar iniyoruz, sonrasında da her detayı incelikle değerlendirerek birini seçiyoruz. Önceki karakterlere benzememesi (hem kariyerim, hem de gelişimim adına) benim için birincil neden. Hemen ardından hikâye ve teknik ekip de tatmin ediyorsa yolculuk başlıyor.

Yarım Kalan Aşklar’ın senaryosunu ilk okuduğunuzda ilk düşünceniz, duygunuz ne oldu?

Projeyi duymuştum ve heyecan verici olduğunu düşünmüştüm sonrasında çok şükür iş yavaş yavaş bana geldi… Benim ona, onun da bana ne yapacağımızı merak ettim. Heyecan ve korkuyla karışık bir duygu. Aşk gibi…

Dizide canlandırdığınız karakteri bir de sizden dinlesek… Sizdeki yansıması, arızalı ya da çok iyi bulduğunuz özellikleri nelerdi karakterin?

Ozan idealist, tuttuğunu koparan bir gazeteci. Yine bir olayın üzerine giderken ölüyor ve sürpriz bir bedende yeniden hayat buluyor. Kimseyle paylaşamıyor gerçeği ama halletmesi gereken oldukça fazla şey var. Daha fazla spoiler veremem. Oldukça etkili bir senaryosu var; mutlaka izleyin ve görün.

Öldükten sonra başka bir bedende tekrar yaşamaya devam eden bir adamın hikayesi… Peki, siz başınıza böyle bir şey gelse ve seçme şansınız olsa kimin bedeninde tekrar dönmek isterdiniz?

Çok dönmek istemezdim. Kimin bedeninde tekrar geldiğimin öneminin olmadığı bir paradoks bu bence…

Bu durumu aşık olduğunuz kadına anlatmak için sizce en yaratıcı yöntem ne olurdu?
Ona sadece benim bilebileceğim bir şey söylerdim.

Arada filminde de yer aldınız, önümüzdeki döneme dair yeni bir filmde yer alma projeniz var mı? Özellikle çalışmak istediğiniz yönetmenler ya da son yıllarda çok beğendiğiniz yerli filmler hangileri?

Var tabii ki ama şu ara sıkı dizi temposu sinemaya pek zaman bırakmıyor. Çok iyi yönetmenlerle güzel işler yaptık. Elbette Nuri Bilge Ceylan’a çok büyük saygım var ve günün birinde çalışabilmek bir onur olurdu. Sarmaşık ve Bir Zamanlar Anadolu’da çok sevdiğim bağımsız yerli sinemamızda ilk aklıma gelen iki film.

İlerleyen dönemlerde kamera arkasına dair bir hayaliniz var mı? Yazmak, yönetmek gibi… Yazıyor musunuz bir şeyler örneğin?

Şimdilik işin oyunculuk kısmıyla haşır neşirim. İleride tüm dünya ve doğa adına bazı belgesel ideallerim var. Umarım gerçekleşir.

Set bittikten sonrası için planlarınız var mı, tatil planı, yolculuk vb?

Daha çalışmaya yeni başladım. Yeterince tatil yaptım. Aralık bulduğumda kısa doğa kaçamakları yapacağım.

KISA KISA

Çocukluk kahramanınız?

Batman

En sevdiğiniz çizgifilm karakteri?
Çılgın Korsan Jack

Çocukken de büyüyünce izlediğinizde gıcık olduğunuz çizgifilm karakteri?

Çizgi film değil ama teletubbies beni çok sinirlendiriyordu

Vazgeçilmezim dediğiniz, birkaç kez izlediğiniz filmler/diziler?

Breaking Bad. Six Feet Under daha önce izlememiştim yeni başladım çok iyi gidiyor şu anda.

Keşke canlandırsam dediğiniz tarihi karakter?

Adolf Hitler, Gandhi

Setlerde en zorlandığınız şey?

Beklemek

Çekimlerdeki vazgeçilmez içeceğiniz, çay mı kahve mi soğuk içecekler mi?
Filtre kahve

Canlandırdığınız bir karakterin unutulmaz bir repliği?

Gecenin Kraliçesi’ndeki Mert benim için çok keyifliydi. “Bana inanmıyorsun da bu kadına mı inanıyorsun” repliği, keşke bana inansaydı…

Röportaj: Özlem Özdemir

Fotoğraf: Ozan Balta